|
Temrin Eylül Sayısı |
|
|
|
Erol AFŞİN tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 02 Eylül 2010 08:00 |
|
Temrin, yeni yayın dönemine yenilenen güçlü kadrosu ve yazarlarıyla giriyor. İlk kez kendi hacmimizi aşan özel sayımız, yaza girerken oldukça dikkat çekti ve ilgi gördü. Derginin kadrosundaki değişiklikleri jenerik kısmında görebilirsiniz. Yeni görev alan arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz. Yazıları ve şiirleri bundan böyle daha ince elekten geçirerek dergiye koyacağız. Daha önce söylediğimiz teşvik amaçlı bir iki yazı ve şiir yine olacak. Çünkü Temrin, okul kimliğiyle tanındı. Ülke genelinden çalışma gönderen onlarca kişinin, gönderdikleri çalışmalara cevap beklemelerini görmezden gelemeyiz. Her yıl yetiştirdiği kalemlerden kendi kadrosuna yenilerini ekleyen Temrin, bu görevini yeni yılda da devam ettirecek. Ne var ki bundan böyle artık yeni kalemler değil ustalar ağırlıkta olacak. Böylece Temrin, isminin içini doldurmuş olacak. Bu sayımızdaki şiirler, yeni yıla girerken çıtayı yükselttiğimizin en açık işaretidir. Bu sayıda birbirinden güzel şiirler okuyacaksınız. Arzu Eşbah, Fatih Yavuz Çiçek, Ebru M. Kayır ve Sümeyye Şeker dergide ilk kez şiirleri yayınlanan arkadaşlarımız. Bundan böyle onlardan daha güzel şiirler okuyacaksınız. Kadir Korkut, artık Temrin okurlarının tanıdığı bir isim. Yeni şiirini okurlarıyla buluşturuyoruz. Murat Çelik gelecek vaad eden genç bir arkadaşımız. Daha önce öyküsüyle okurların karşısına çıkmıştı, bu kez de bir şiiriyle okura sesleniyor. İbrahim Türkhan, Kırgız şairlerinden yaptığı çeviri şiirlerle Temrin okurunun aşina olduğu bir isim. Şeref Yılmaz da, alışılmışın dışında bir şiirini okurla buluşturuyor. Bu sayının yazarları şöyle: Mehmet Öztunç, daha önce okurun aşina olduğu bir isim. Bu sayıda Cengiz Aytmatov hakkında önemli bir değerlendirmesiyle okurun karşısına çıkıyor.
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 02 Eylül 2010 08:03 )
|
|
|
Dil ve Edebiyat Dergisi Ağustos 2010 |
|
|
|
Erol AFŞİN tarafından yazıldı
|
|
Çarşamba, 28 Temmuz 2010 17:50 |
|
Derginin editörü Mehmet Kamil Berse, Niyazi Mısrî’nin, mısralarıyla söze başlıyor: “Hamr-ı rûy-ı yâr ile sekrân olan anlar bizi / Katresin bahr eyleyüp umman olan anlar bizi / Cahil anlamaz zev’il–irfân olan anlar bizi / Vâkıf-ı esrâr olup hayrân olan anlar bizi / Anlamaz hayvan olan, hayran olan anlar bizi / Halkın artık eksiğini gördüğümüz yoktur bizim / Kimseye tan etmeğe hiç dilimiz yoktur bizim / Lâ-mekândan gelmişiz biz ilimiz yoktur bizim / Bu fena gül-zâra asla meylimiz yoktur bizim / Her seher bülbül gibi nalân olan anlar bizi.” Ardından, “İnsan ruhunu ve zihnini geliştirmenin yolu kitap okumaktır, hem de çok okumaktır. Bizler, geçmişten gelen birikimleri, yeni nesillere aktarmak gibi bir sorumluluk içindeyiz. Aktarılmayan her bilgi, her düşünce yeni nesillere karşı yapılan suçtur. Okunası kitaplara yüz çevrilen günümüzde, ne yazık ki bir kitap baskısı, ortalama iki bin civarındadır. Bizlere görmediklerimizi gösterip duymadıklarımızı duyurduğu, bizden önce gelmiş geçmiş milyonların -dönmemize imkân olmayan- dünyalarına götürdüğü için, kitabı, çağlar arasında bir köprü, her derde deva ve faniliğe meydan okuyan bir ölümsüz sayıyorum.” diyerek, okumanın önemine dikkat çekiyor…
Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, “Bir Sözün Serüveni”, Prof. Dr. Hamza Zülfikar “Dili Yabancılaştıranlar Kimlerdir” ve Prof. Dr. Muhsin Macit “Gülşenîlerde Türkçe Sevgisi” başlıklı yazılarıyla, dil konusunda bilgi dağarcığımızı zenginleştiriyorlar.
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 28 Temmuz 2010 17:55 )
|
|
Beraat Kandili |
|
|
|
Erol AFŞİN tarafından yazıldı
|
|
Pazartesi, 26 Temmuz 2010 18:55 |
|
Değerli okurlar, ziyaretçiler, Berat Kandiliniz mübarek olsun. Kalplerimizde saklı olan sevginin beraat ederek, dünyayı sarıp sarmalamasını dilerim. Saygılarımla.
|
|
Anket |
|
|
|
Erol AFŞİN tarafından yazıldı
|
|
Pazartesi, 26 Temmuz 2010 18:53 |
|
Değerli okurlar, Sitemizin sağ sütununda bulunan anketimize katılmanızı dileriz. Zaman zaman yaptığımız anketlere katılımlarınızla sitemizin ve çalışmalarımızı ne derece takip edildiğini takip etmeye çalışıyoruz. İlginize teşekkür ederiz.
|
|
Bilgisayar Ortamında Sohbet ve Sosyal Boyut |
|
|
|
Erol AFŞİN tarafından yazıldı
|
|
Pazartesi, 12 Temmuz 2010 12:52 |
|
Bilgisayar teknolojisinin ilerlemesiyle birlikte, internet teknolojisi de geliştirilmiş ve insanlığın kullanımına sunulmuştur. İnternet, günümüzde adeta iletişim aracı hâline gelmiştir. Sadece iletişim kurmakla kalmamış, birçok araştırmamızı takip edebildiğimiz, haberleri okuyabildiğimiz ve çeşitli yayınları takip edebildiğimiz ortam haline gelmiştir. Bilgisayar ortamında yapılan sohbet, genel anlamıyla düşünüldüğü zaman gerçekten de güzel yönleri de içinde barındıran bir faaliyet. Çünkü buna bağlı olarak şu anlamı çıkarıyoruz, farklı farklı insanlar, bir yerde fikirlerini ortaya koyabiliyor, herhangi bir konuyu tartışabiliyorlar. Ancak, günümüzde uygulanan sohbetlere baktığımız zaman yaptığımız açıklamayla uzaktan yakından pek fazla da ilgili olmadığı görülmektedir. Türk, Öğün, Çalış, Güven... Bu sözlere ne kadar lâyık olabiliyoruz? Bunu gerçekten de iyi düşünmek ve tartışmak gerekir. Çünkü her zaman okumaktan, araştırmaktan kaçan bir toplum konumunda olmaktayız. Oysa çok okumamız ve çok araştırmamız gerekir. Kopya sanayi ile bir yere varılamaz. Bunun sohbetle ne alakası var? Sohbet odalarında yapılan sohbetlerin, beyin fırtınaları oluşturacak sohbetlerin olmadığını görebiliyoruz. Kısacası çocuklar ve gençlerin, beyin fırtınaları oluşturacak sohbetleri yapmalarının daha faydalı olacağını düşünüyorum. Yoksa sohbetin oradaki anlam ve öneminin dışına çıkılmış ve böylece amaçsız bir konuşma meydana gelecektir. Eskiden insanlar parklara gider, herhangi bir konuda etrafındakilerle tartışır ve bilgi dağarcıklarına bilgiler katarlarmış. Bunun neticesinde de sosyal bir olgunluk kazanıldığını gözlemliyoruz.
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 04 Ağustos 2010 20:47 )
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 2 |